| 'Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm' |
|
|
|
| Yazar A.G K. | ||||
| Pazar, 06 Temmuz 2008 | ||||
Modern Türk şiirinin gür sesli şairlerinden Erdem Bayazıt, (69) 05/7/2005 İstanbul'da vefat etti. En çok bilinen şiirlerinden birinde dediği gibi, 'ölümsüzlüğü tattı'.Uzun süredir kanser tedavisi gören şairin sağlık durumu son zamanlarda iyileşmeye durmuş, bu da dostlarını umutlandırmıştı. Bayazıt 05,07,2008 Cumartesi günü , saat 19.00'da aramızdan ayrıldı.
Hep şiire ve edebiyata döndü
Erdem Bayazıt, 1939 yılında Kahraman Maraş'ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yüksek öğrenime başladı. 1963'te yüksek öğrenimine ara vererek askere gitti. Askerlik dönüşünde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu. 1971 yılında buradan mezun olan Bayazıt, Kahramanmaraş Lisesi'nde edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı. Daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi'ne müdür oldu. Öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlayan Bayazıt, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. İlk şiirleri 1958'de Kahramanmaraş'ta yayınlanan Hamle dergisi ve Gençlik gazetesinin sanat ekinde çıktı. Şiir ve yazılarını Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim dergileri ile Yeni İstiklal, Yeni Devir ve Zaman gazetelerinde yayımlandı. İlk şiir kitabı olan "Sebeb Ey" 1972 yılında Edebiyat Yayınları arasında çıktı. 1981 yılı Temmuz ayında Ajans 1400 film ekibiyle birlikte Afganistan'a doğru yola çıkan şair, Pakistan'ın Peşaver kenti başta olmak üzere İran, Hindistan ve Afganistan içlerini gezdi. Yaptığı bu iki aylık gezinin izlenimlerini topladığı "İpek yolundan Afganistan'a" adlı eseriyle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Basın Ödülü'nü kazandı. 1984'te Devlet Planlama Teşkilatı'na sözleşmeli personel olarak giren şair, daha sonra bu görevi bıraktı. 1987 milletvekili seçimlerinde Anavatan Partisi'nden Kahramanmaraş milletvekili seçilerek Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev aldı. 1988 yılında "Risaleler" adlı şiir kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Şiir Ödülünü kazandı. Milletvekilliği sona erdikten sonra İstanbul 'a yerleşti. Evli ve dört çocuk babası olan Bayazıt'ın bütün şiirleri "Şiirler" (2007) adıyla İz Yayıncılık tarafından yayımlandı. ERDEM BAYAZIT'IN ARDINDAN Rasim Özdenören: "Yoğun bir üzüntü içerisindeyim. Erdem Bayazıt denince aklıma ilk gelen, asalet. Bütün hayatı asil hareketlerle asil davranışlarla geçti. Şiiri de kendisinin asaletini yansıtıyordu. Nesri de öyleydi; belki çok fazla yazmadı ama yazdıkları edebiyatımız için yeterlidir ve büyük bir kazançtır. Kendisiyle 50 yıldan fazla süren bir yol arkadaşlığımız oldu. Bu süre zarfında en küçük bir tartışmamız olmadı. Beraber aynı evi, aynı odayı paylaştığımız yıllar oldu. Edebiyatımız için Türk insanı için büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum. " Turan Koç: "O bizim ağabeyimizdi. İsmiyle, suretiyle, siretiyle ağabeydi. Protokol kelimesi olarak söylüyoruz ama; bey kelimesi kolay kolay herkese söylenmiyor. Erdem Bayazıt bu sözü hak ediyordu. İsmiyle müsemma dediğimiz kişilerdendi. Adil ve adı gibi erdem sahibi bir insandı. Şiiri de yiğit bir şiirdi, diri bir şiirdi. Engin, dolu ve dinamik bir şiirdi. Bu toprağın şiiriydi, bu toprağın sesiydi. Allah gani gani rahmet eylesin." Ali Haydar Haksal: "Erdem Bayazıt, yüksek sesle şiirini dile getiren yüzyılımızın en önemli şairlerinden biriydi. Aslında onun sesinin yüksekliği çağa, olumsuzluklara karşı bir direnişin sesidir. Onun şiirinde kendi içinde yumuşak ifadeler de var. O ifadeler onun dünyasını tanımlıyor. Yani bir yanıyla çok içli, bir yanıyla da olumsuzluklara karşı yüksek sesle karşılık verebilen bir insandı. Onun şiirini duru sularda akan bir şelaleye benzetiyorum. Edebiyatımız için de büyük bir kayıp." Ömer Erdem: "Erdem Bayazıt, Necip Fazıl şiiriyle gelen ve Sezai Karakoç şiirinin içeriğiyle açılım kazanan, Cahit Zarifoğlu şiiri ile yeni bir dil yapısı edinen şiirimize kendisine özgü diyebileceğimiz yeni bir ses ve yeni duyuş getirmiştir. Bir taraftan son derece insancıl diyebileceğimiz duyarlıklarını yerli Anadolu motiflerinden alan bir şiir anlayışı ama bu şiir anlayışını kendi içerisinde çağdaşlaştırmayı bilmiş bir söylem biçimi. Aslında Erdem Bayazıt'ın şiiri yanlış okunmuş bir şiirdir. Çünkü dönemin siyasal ideolojik koşullarına yanaştırılmış bir şiir olarak tanımlanmıştır. Halbuki Erdem Bayazıt'ın şiiri daha dikkatli okunuduğu zaman kendisine özgü orijinallikleri barındıran bir şiirdir." Alim Kahraman: "Kaybımız ve acımız büyük.Erdem Bayazıt'ın şiiri bir ünlem şiiridir. Tonu yükseltilmiş bir sesleniştir.Bütün o kabarmalar, fırtınalar, boğuşmalar Tanrı'yı anışta, kalbin ritmiyle evrendeki büyük ritmin buluşmasında anlamını bulur ve yatışır. Kurduğu ilişki 'bireyden bireye' değil, bireyden topluma şeklinde ifadelendirilebilecek bir karaktere sahiptir.Aslında, daha köklü bir benzeşme için kelimelerden çok poetik algıya bakmak gerekir. İçinde bir naifliği de taşıyan, ancak yüksek perdeli bir ses tonuyla konuşan bir şiir koydu ortaya." Kaynak:Zaman Görüntüleme sayısı: 738
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 02 Ağustos 2008 ) | ||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|