| MEHMET KARABULUT |
|
|
|
| Pazar, 07 Eylül 2008 | |
|
Sevgili gençler! Yedi yıllık tahsil hayatınızın son safhasına gelirken taşıdığınız heyecanınızın arttığını ve dorukta olduğunu görür gibiyim. Bir taraftan buradan mezun olurken duyduğunuz sevinç ve size hayat boyu mutluluklar diliyorum.. İşte hayat budur bir yerden başlar bir yerde biter. Çünkü her başlangıcın bir sonu vardır. Unutulmaması gereken ve hayata anlam kazandıran şey kısa ömrü onu yaratanın emrine vermektir.Eğer hayatımızı borçlu olduğumuz yüce yaratıcının rızası ve boyası hayatımızın yönlendiricisi olmayacaksa, korkulan o zaman karşımıza çıkar. Sevgili öğrencilerim! Hasretle beklenen gelir mutlaka… Neyi ve kimi hasretle bekliyor, onun özlemini yüreğinizin derinliklerinde hissediyor ve onun delisi olmuşsanız, ona kavuşursunuz yada onun rüyasını görürsünüz. Zira her ideal de insanın büyük rüyası vardır. Kainat efendisinin ilk vahiyle karşılaşması rüya ile olmuştur. Rüya-ı sadıka.. Gerçekleşen rüya.. Kendini insanlıktan sorumlu hissetme duygusu ve gerçek adaleti Hakk’a kullukta bulma cehdini taşıma duygusu. ‘Hak varsa ben varım aksi halde yokum’ duygusuna sahip dava ahlakının taşıyıcısı olma hali… Büyük rüyalar bundan sonra başlar. Mutlak hakikati aramakta son derece sarp ve dolambaçlı bir yola koyulmuş ama bu hakikat uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar korkusuz ve ödünsüz bir azimle yola çıkanlar, uğrayacakları akıbetleri ve önüne çıkacak engelleri hesaba katmazlar. Zaten izzeti, bu yolda böyle bir tavır içerisinde aramayanlar zillete mahkum olurlar. Sevgili gençler! Hakk uğrunda şahadeti özleyenler, maddi çıkarları ve menfaat kaygısını hedeflerine ulaşmada engel kabul etmezler. Her şart ve zeminde ciddi ve onurlu tavır geliştirip ilkeli olmak, hak savunucularının en temel özelliğidir. Çünkü onların nazarında Hak , tabi olunmaya daha layıktır. Hak sahibinin olması gereken makama ulaşması, onların gözünde erişilmez şereftir. Sevgili gençler! Niçin ve ne uğrunda ağlamanız gerektiği ve neden ağlamanız gerektiğini anlamanız hayata hangi referansla baktığınıza bağlıdır. Eğer referansınız ‘her şey kendi şartları içerisinde ve yaratılış amaçlarına göre olmalıdır’ diyorsa , o zaman sağlıklı ve emin bir yoldasınız. Çünkü siz her şeyin yerine oturmasını ve şekillenmesini istiyor ve tabii ve fıtri zeminde yürümesini talep ediyorsunuz. Dünyamızın ve kainatın anlaşılmasının tek yolu, ‘niçin,neden ve nasılların’ hangi mantıki kurallar içinde sunulduğuna bağlıdır. Sizler haksızlığı meslek edinenler karşısında acziyet içerisine girip teslimiyet sergileyemezsiniz. Çünkü sizin olduğunuz yerde Hak neşv-ü nema bulmalıdır. Herkesin kendini özgürce ifade ettiği bir dünyanın barış güvercinlerisiniz sizler. Sevgili öğrencilerim! Hakkı gasp edenler karşısında ağlanmaz, Hakk2a döndürünceye kadar onlarla uğraşmak çabasını, gayretini ve ilkesini kaybetmişseniz, ağlamanız o zaman vacip olur. Çünkü asıl hallerine ağlanacak olan sizsiniz. Gaspların suçuna ortak olamazsınız,sonra onlardan farkınız kalmaz. Hakk – perest olunuz. Bu ilke 24 saatlik hayat gündemimizin ilk maddesi olsun. Aziz gençler! Sadece dünya hayatının görüntülerini gören o hesapçı aydınlar gibi inanç ve umutlarınızı güçlülere ipotek etmeyin. Çünkü izzet ve şeref hiçbir maddi çıkarla değerlendirilemez. Tarih izzet ve şerefi güçlülerin yanında arayıp, onların sömürüleri altında ezilen ve köleleşenlerin tabloları ile doludur.İçinde yaşadığımız 20. asır bunun en canlı örneğidir. Aziz gençlik! En büyük idealiniz; insanların ön yargısız olarak birbirleriyle yüz yüze gelip tanıştıkları ve tanışabildikleri bir dünya olsun.Çünkü mutlak gerçeği bize bildiren ilahi mesajımız tanışmayı (tearru) tavsiye eder. Tahakkümü(zorbalığı) değil. Eğer böyle bir ideal sağlayamaz ve realize edemezseniz korkarım ki aynı gemi de olmak zorunda olduğunuz asillerle birlikte batarsınız. Hele Hakk namına haksızlığa ölsem tapamam’ idealini taşıyan eslafımız, dünyayı haksızlığa daraltmıştır. Haksızlık sığınacak yer bulamamıştır. Ama bugün onların ahfadı, haksızlığı yasallaştıran bir dünya da yaşamak zorunda kalmıştır. Ancak bunu hak etmediğimize inanıyorum. Sizden umudumu asla kesmiyorum. Çünkü umutsuzluğun başladığı yerde olmak istemem. Dünyamızın uğradığı bu suikastın faillerini bir gün bulup, onları Hakka döndürdüğünüz ve onların insanlığa hizmet ettikleri gün, umudun ve umut taşımanın ne demek olduğunu anlarsınız. Sevgili gençler! Unutmayın! Saf ve berrak su yollarını bilenler,asıl kaynağa ulaşmada gecikmezler. Onların en büyük meziyetleri, önlerini görmek ve tarihsel tecrübeden faydalanabilme şuurunu taşıyor olmalarıdır.Din ve tarih şuurundan mahrum olmak küçük kalmaya rıza göstermektir. Planlı ve programlı mü’min önünü görebilendir. Aksi halde özgür hayat hakkını kaybeder. Tarih; haklı yaşayan, Hakkı savunan, haksızlığa karşı ağır direniş gösterenlerin ağır bedel ödediklerine şahitlik eder. Böyle bir bedele razıysanız, endişe etmiyorsanız ve içinde yaşadığınız dünyayı, hedefinize basamak kabul edebilmişseniz, kormayın! Kendinizi emniyete almışsınız demektir. Artık dönüş gemilerinizi yakabilirsiniz. Evet aziz gençler! İçimde volkanlaşan sevgimi ve sizlere olan sınırsız özlemimi bu birkaç satırla ölçmek mümkün değildir. Ama inanıyorum ki ilerde özlemini çektiğim gençliği ve sizleri nasıl bir konumda görmek istediğimi satırlar arasında bulacaksınız. Nefsimizi okşayan fani şeylerin esiri olmayınız! Varlığınızı bu uğurda tüketmeyiniz! Allah c.c ummadığınız cihetten sizlere kapılar açar. İnandığınız mukaddes değerleri hayata hükmettirmek uğrunda verilen ibadetine önem veriniz. Yoksa ameli ibadetlerinizin bir anlamı olmaz. Kolaycı, alaycı, bedavacı, tefekkürsüz, hazırlıksız ve ucuz kahraman olmaya yeltenmeyin. Bu sıfatlar basit karakter sahiplerinin dayanıksız ve anlamsız hayalleridir. En büyük uzmanlık sahanızın insan olduğunu asla unutmayın. Çünkü ahlak ve insani değerlerden yoksun insanların yaşadığı bir dünya da yaşamanın bir anlamı olmaz. Dünyayı anlamlandıran tek şey ona yaratıcısının gözüyle bakabilmektir. Böyle bir yola talip olabilmek ise en zora talip olabilmek anlamına gelir.Çünkü inanan insanın en çok sevdiği şeyi varlığı, en değerli ve ulaşılması en zor olan şeydir. Her gün kendinizi yenileyiniz. Aksi halde yerinizde sayarsınız. Üstlendiğiniz misyon sizi buna zorlamıyorsa, başkasının misyonuna rıza gösteriyorsunuz demektir. Hakk savunucularının böyle bir fanteziile geçirecek zamanları olmaz! Aziz gençler sevgili öğrencilerim! Sizleri hakkıyla tanıtmaktan acizim. Hissettiklerimi yazıya dökmekten acizim. Rabbimin sanat deryasından bir çizgi yakalayabildiysem ve onun hikmetini kavrayabilmişsem nasibimi almışım demektir. Kainata bakışlarımı değiştiren ve dünyamda inkılap yapan, Allah Resulünün yanık tutkusunu Allame İkbal’in hislerime tercüme olan şu sözleriyle size aktarmak istiyorum.Ya Rabb! Benden her şeyimi al fakat seher lezzetinden beni mahrum bırakma…! Bende derim ki; otuz yıldır uğruna baş koyduğumu ümit ettiğim İslam hakikatine bağlı şu gençliği, hiçbir zaman bu hakikatten mahrum bırakma. Onları bu hakikatle uyanık bulundur. Onları konuşan bir Kur’an ve iki ayak üzerine yürüyen bir din kıl! Onların hayatını tabiattaki uyum ve düzen gibi müstakim kıl. Çelişki ve düzensizlikten onları kurtar. Onları hayr-ül halef kıl. Amin! Çile şairin deyişiyle de; ‘’ Düşünün! Ben ne büyük rütbeye tutukluyum.Çünkü O’nun kulunun kölesinin kuluyum’’. Diye seslenişinin ne kadar uzağında olduğumuzu görerek diyorum ki; Bu neslin ömrünü uzat. Onları Hakkın dışındakilere esir etme. Hakkın esiri kıl onları. Aziz öğrencilerim! Belki bu fani dünya da sizlerle bir daha görüşemeyiz. Size vermeye çalıştığım doğruların şahidi olunuz. Yanlışlarımın bağışlanması için dua ediniz. Ben gücümün yettiği kadar kainatın kitabına bağlı kalmaya çalıştım. Sizlerin de buna bağlı kalması için çaba sarf ettim. Ruhunuzda bir nokta kadar etkim olmuş ise bahtiyarım. Hayatınızın kıymetini bilin. Ömrünüzün her dakikasını hakkın hakim olması için harcayınız. Bir ömür boyu inandığınız hak üzere daim olmanız dileğiyle yine İkbal’in şu sözleriyle sizleri Hakka emanet ediyorum; Allah’ım! Gençliğin yüreğini dini elem oklarıyla yarala. Sema vatında uyumayan yıldızların, secde ve kıyamda geceleyip, gözlerine uykudan sürme çekmeyen abid kulların ile gençliğimizin gönüllerinde uyuyan, emel ve idealleri uyandır. İslam gençliğini yürek sızısıyla ve bende ki şu sevgi ve firasetle rızıklandır. Amin! Aynı hedefe varmada ve aynı hedefi yakalama da gecikmeyen çile şairin; ‘’ Sofra da değişir her şey, ekmek değişmek, /ne kanun! Değişmezse hasret çekmek değişmez’’. Duygularına sizleri ortak kılmasını Cenab-ı Hakk’tan diliyor ve başarılar temenniediyorum. Mehmet KARABULUT Meslek dersleri öğretmeni 1999/2000 Mezuniyet yıllığından…. |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 07 Eylül 2008 ) |
| < Önceki |
|---|